Ufuk Üniversitesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi'nden Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Dilan Altıntaş Ural, 'Erkek çocuklarda en sık uygulanan cerrahi işlemlerden biri olan sünnet, tıbbi gerekliliklerin yanı sıra dini veya kültürel nedenlerle de gerçekleştirilebiliyor. İşlemin güvenli biçimde tamamlanmasında sünnetin uygulanış şekli kadar çocuğun işlem öncesinde değerlendirilmesi ve sonrasında doğru bakımın yapılması da önem taşıyor. Sünnet yalnızca işlemin gerçekleştirildiği anla sınırlı değildir. Sünnet öncesinde çocuğun genel sağlık durumu, penis yapısı, eşlik eden hastalıkları ve kanama açısından risk oluşturabilecek durumlar değerlendirilmelidir. İşlemin uygun cerrahi koşullarda yapılması ve sonrasında önerilen bakım kurallarına uyulması, iyileşme sürecinin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar' diye konuştu.
'HER ÇOCUK İÇİN TEK BİR SÜNNET ZAMANI BULUNMUYOR'
Sünnet zamanının çocuğun yaşı, genel sağlık durumu ve hekim değerlendirmesine göre belirlenmesi gerektiğini ifade eden Ural, 'Bazı çocuklarda işlem doğumdan sonraki ilk aylarda planlanabilir, bazı durumlarda ise daha ileri bir tarihe ertelenebilir. Sünnet için her çocuğa uygulanabilecek tek bir zaman aralığından söz edilemez. Çocuğun gelişimsel özellikleri, eşlik eden hastalıkları ve cerrahi değerlendirme sonucunda elde edilen bulgular birlikte ele alınmalıdır. Ailenin beklentileri de dikkate alınarak çocuk için en uygun dönem belirlenebilir. Burada önemli olan sünnet kararının çocuğa özel değerlendirme sonucunda verilmesidir. Sünnet öncesinde yapılan muayenenin yalnızca çocuğun işleme uygun olup olmadığını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmez. Penis yapısının doğumsal anomaliler açısından da ayrıntılı biçimde incelenmesi gerekir. Bazı doğumsal anomalilerin sünnet sırasında fark edilmesi, cerrahi planlamayı güçleştirebilir. Çocuk sünnet edilmeden önce mutlaka ayrıntılı olarak muayene edilmelidir. Penis yapısında farklılık bulunup bulunmadığı, idrar deliğinin yerleşimi ve sünnet derisinin yapısı değerlendirilmelidir. Doğumsal bir anomali saptandığında sünnetin ertelenmesi ve tedavinin buna göre planlanması gerekebilir. Çünkü bazı durumlarda sünnet derisi, ileride yapılacak cerrahi onarımda kullanılabilir' dedi.
Çocuğun bilinen bir kanama bozukluğunun, kronik hastalığının, alerjisinin veya düzenli kullandığı bir ilacın bulunması durumunda bu bilgilerin işlem öncesinde hekimle paylaşılması gerektiğini belirten Ural, 'Ailede kanama bozukluğu öyküsü bulunması da önem taşımaktadır. Sünnetin uygun cerrahi koşullarda ve çocuk cerrahisi konusunda deneyimli bir hekim tarafından yapılması önemlidir. Cerrahi işlemlerde olduğu gibi sünnette de kanama ve enfeksiyon başta olmak üzere bazı komplikasyonlar gelişebilir. Steril ameliyathane koşulları, doğru cerrahi teknik ve işlem sonrası düzenli takip bu risklerin azaltılmasına yardımcı olur. İşlem öncesinde ailenin sünnetin nasıl gerçekleştirileceği, işlem sonrasında karşılaşılabilecek normal değişiklikler ve bakım süreci hakkında bilgilendirilmesi gereklidir' diye konuştu.
'HAFİF ŞİŞLİK VE KIZARIKLIK İLK GÜNLERDE GÖRÜLEBİLİYOR'
Sünnet sonrasında hafif ağrı, ödem ve kızarıklığın genellikle beklenen bulgular arasında yer aldığını ifade eden Ural, 'Bu belirtiler çoğunlukla kısa süre içinde azalır. İyileşme sürecinde hekimin önerdiği pansuman ve bakım uygulamalarının düzenli yapılması gerekir. Sünnet bölgesinin temiz tutulması, reçete edilen ilaçların önerilen doz ve sürede kullanılması ve çocuğun bölgeyi sıkıştırmayacak rahat kıyafetler giymesi önemlidir. Bakım uygulamaları sünnette kullanılan yönteme ve çocuğun yaşına göre değişebileceği için aileler yalnızca hekimlerinin önerilerini takip etmelidir. Çocukların büyük bölümü kısa süre içinde günlük yaşamına dönmektedir. Tam iyileşme süresi çocuğun yaşına, uygulanan yönteme ve kişisel iyileşme özelliklerine göre değişebilir. Sünnet sonrasında bazı belirtiler uzman değerlendirmesi gerektirir. Kontrol altına alınamayan kanama, yüksek ateş, giderek artan ağrı, şişlik veya kızarıklık, kötü kokulu akıntı ve enfeksiyon bulgularında sağlık kuruluşuna başvurulması gereklidir. Çocuğun idrar yapmakta zorlanması veya uzun süre idrar yapamaması da dikkate alınmalıdır. Bu belirtilerin görülmesi her zaman ciddi bir komplikasyon geliştiği anlamına gelmez. Ancak durumun nedeninin belirlenmesi ve gerekli müdahalenin gecikmeden yapılabilmesi için çocuk uzman hekim tarafından değerlendirilmelidir' ifadelerini kullandı.





