ASAYİŞ

AYM Başkanı Özkaya'dan Yapay Zeka Açıklaması

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, 2026 yılı Eylül ayı itibarıyla yargı süreçlerinde yapay zeka kullanımına başlanacağını duyurdu.

Abone Ol

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, '2026 yılının Eylül ayı itibarıyla yapay zekayı hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Yapay zeka, raportörlerimize, hazırlık çalışması niteliğinde katkılar sağlayacak. Dosyaların kategorize edilmesinde, dosyaların değerlendirme safhasının öncesinde yapay zekadan yararlanmayı hedefliyoruz. Dosyanın esasının inceleme aşamasında yapay zekanın devrede olması gibi bir husus şu an itibarıyla söz konusu olmayacak' dedi.

AYM Başkanı Kadir Özkaya, medya temsilcileriyle iftarda bir araya geldi. Özkaya, AYM'nin dosyaları inceleme sırası ve kriterlerine ilişkin konuların zaman zaman kamuoyunda gündeme geldiğini söyleyerek, 'Adalet odaklı bir yaklaşımla yürüttüğümüz titiz çalışmalarımızı gerçekleştirirken elbette dosyaların bir inceleme sırası var. Mahkememiz norm denetimi kapsamındaki işlerin incelenmesinde, 'İlk gelen ilk çıkar' ilkesine göre hareket etmektedir. Tabii burada özellikle mahkemelerden itiraz yoluyla gelen işlerde mümkün olduğu ölçüde 5 ay içinde karar vermeye büyük bir özen gösterilmektedir. Aynı şekilde bireysel başvurular da iç tüzüğümüzün 'Başvuruların inceleme sırası' başlıklı maddesi uyarınca, geliş sırasına göre incelenerek karara bağlanmaktadır' dedi.

'7 ÖNCELİK KRİTERİ OLUŞTURULDU'

Özkaya, ancak mevzuattan kaynaklanan yetki kapsamında başvuruların konuları itibarıyla önemi ve aciliyeti de göz önünde bulundurularak tespit edilen kriterler çerçevesinde farklı bir inceleme sıralaması da yapılabildiğini belirterek, 'Bu anlamda daha önceden belirlemiş olduğumuz bu kriterler 2025 Temmuz ayında genel kurul kararıyla güncellenmiştir. Tamamen objektif ölçütlere göre belirlenen bu kriterler doğrultusunda 'acil', 'pilot ve öncü' ve 'çekirdek haklar' gibi toplam 7 kategori oluşturulmuştur. Bu kriterleri ete kemiğe büründürme sorumluluğu hukuken başkan ve başkan vekillerine ait olmakla birlikte fiili sorumluluk raportörlük müessesesindedir. Ben başkan olarak bu hususu başta baş raportörlerimiz olmak üzere koordinatör raportörlerimize ve raportörlerimize sürekli olarak hatırlatmaktayım. AYM olarak hukukun çizdiği sınırlar içinde vicdanımızın sesine kulak vererek, merkezinde yalnızca objektif adaletin olduğu bir anlayışla kararlarımızı şekillendiriyoruz. Tüm kişi ve kurumlarla olan ilişkilerimizi bu anlayış içerisinde yürütüyoruz. Bu bilinçle adalet, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler gibi değerlerin gerçekleşmesine katkı yapmaya, bireylerin ve kurumların adalet duygularını tatmin etmeye, onların devlete ve hukuka olan güvenlerini daha da artırmaya çalışıyoruz' diye konuştu.

'UYAP'TAN 6 BİN 686 BAŞVURU YAPILDI'

Özkaya, hak arama yollarının etkinliğini artırmak amacıyla teknolojik dönüşüme özel bir önem atfettiklerini ifade ederek, 'Bu çerçevede, 1 Ekim 2025 tarihi itibarıyla bireysel başvuruların elektronik ortamda, UYAP Avukat Portalı üzerinden de yapılabilmesi mümkün hale getirildi. 1 Ekim'den bu yana 6 bin 686 başvuru UYAP Avukat Portalı üzerinden yapıldı. Bu sayı, bahse konu tarihler arasında yapılan toplam başvuruların yaklaşık yüzde 29'una denk gelmektedir. Bu durum bize, söz konusu uygulama ile hem erişilebilirliğin arttığını, hem de başvuru süreçlerinin daha hızlı, etkin ve şeffaf şekilde yürütülmesinin önünün daha da açıldığını net bir şekilde gösteriyor. Ayrıca Anayasa Mahkemesi olarak görev alanımızdaki işlere ve raportörlük müessesine yardımcı olmak anlamında yapay zekanın kullanımı konusunda da ciddi çalışmalar yürütmekteyiz' dedi.

'2025'TE 64 BİN 321 BAŞVURU YAPILDI'

Özkaya, 2025 yılında AYM'ye 64 bin 321 bireysel başvuru yapıldığını belirterek, 'Buna karşılık 71 bin 175 başvuru sonuçlandırıldı. Yani yapılan başvuruları karşılama oranı yüzde 111 olarak gerçekleşti. Verilen karar sayısının yapılan başvuru sayısından fazla olduğunu ortaya koyan bu veriler, artan iş yüküne rağmen Anayasa Mahkemesi'nin büyük bir özveri ve gayretle çalıştığının göstergesidir. Uygulamaya girdiği 23 Eylül 2012 tarihinden 31 Aralık 2025'e kadar bireysel başvuru sistemi kapsamında 714 bin 774 başvuru yapıldı. Bunların yaklaşık 623 bin 88'i, yani yüzde 87,2'si karara bağlandı. 91 bin 686 başvuru ise derdest durumdadır. 2025 yılında karara bağlanan başvurulardan 5 bin 268'inde ihlal kararı verildi. Bunların içinde makul süre ihlali yok. 23 Eylül 2012 tarihinden 31 Aralık 2025'e kadar verilen ihlal kararı sayısı ise 84 bin 519'dur. Bunların da 56 bin 443'ü makul sürede yargılanma hakkına ilişkindir. Hak bazlı verilen ihlal kararı sayısı ise 28 bin 76'dır. 28 bin 76 ihlal kararı içerisinde adil yargılanma hakkı ve mülkiyet hakkı ihlalleri ilk iki sırada yer almaktadır. Öte yandan bugüne kadar verilen ihlal kararlarının toplam başvuruya oranının da makul süre hariç yaklaşık yüzde 3,9 olduğu görülmektedir. Bunun da aslında Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru incelemelerinde bir süper temyiz merci olarak görev yapmadığını, yalnızca bir hakkın anayasal anlamda ihlal edilip edilmediğine baktığı sonucunu ortaya koyduğu anlaşılmaktadır' diye konuştu.

'İCRA SÜRESİ TAMAMLANMAYAN KARAR SAYISI 83'

Özkaya, AYM'nin bireysel başvuruda verdiği önemli kararlarla anayasal ilkelerin daha görünür ve işlevsel hale gelmesine katkı sağladığını dile getirerek, 'Bu yönüyle bireysel başvuru, Anayasa'nın yaşayan bir metin olmasına imkan tanıyan, dinamik ve dönüştürücü bir mekanizma niteliğini haiz olmuştur. Bir anlamda ülkemizde hukukun anayasallaşmasına katkıda bulunarak hukuk sistemimizde senkronize bir bakış açısı geliştirilmesine vesile olmuştur. Bireysel başvuru kapsamında verilen ihlal kararlarının hayata geçirilmesi belirli usul ve süreçler çerçevesinde yürütülmektedir. Bu bağlamda verilen ihlal kararlarından 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla icra süreci henüz tamamlanmamış olanların sayısı 83'tür. Bunların önemli bir kısmının icra süreci halen devam etmektedir. Kalan az bir kısmının ise icra sürecinin henüz tamamlanmamış olmasının nedeninin ihlal kararlarında belirtilen ihlal gerekçelerinin ya da ihlal kararı sonrası uygulanması gereken mevzuatın Anayasa Mahkemesi'nden farklı yorumlanması olduğu görülmektedir. Tabii burada gereği yerine getirilme süreci henüz tamamlanmamış olan dosyalara ilişkin oranın düşüklüğü bu konunun önemsiz olduğu şeklinde anlaşılmamalıdır. Elbette ki bunlar çok çok önemlidir' dedi.

'İHLAL KARARLARININ YÜZDE 99,7'Sİ YERİNE GETİRİLDİ'

31 Aralık 2025 itibarıyla AYM tarafından verilen ihlal kararlarının yüzde 99,7'sinin gereğinin yerine getirildiğini ifade eden Özkaya, 'Esas itibarıyla bu tablo bize, temel hak ve özgürlüklerin korunması bağlamında bireysel başvurunun etkili ve işlevsel bir hak arama yolu olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla gönül rahatlığıyla ifade edebilirim ki Anayasa Mahkemesi necip milletimizin 2010 yılında verdiği yetkiye dayanarak hayata geçirilen bireysel başvuru sistemini büyük kararlılıkla ve başarıyla uygulamaya devam etmektedir. Mahkememiz, bireysel başvurunun yanı sıra norm denetimi görevini de istikrarlı bir şekilde sürdürmekte ve anayasanın üstünlüğü ilkesinin somutlaşmasına katkı sunmaya devam etmektedir. 2025 yılında 51'i iptal davası, 226'sı itiraz başvurusu olmak üzere toplam 277 başvuru yapıldı. Buna karşılık 278 iptal davası ile itiraz başvurusu karara bağlandı ve 472 kuralın Anayasa'ya uygunluk denetimi yapıldı. Böylelikle 2025 yılının, norm denetimi kapsamında birleştirme kararları hariç olmak üzere bugüne kadar en fazla dosyanın sonuçlandırıldığı yıl olduğunu ifade etmek isterim. 2012 yılından 31 Aralık 2025 tarihine kadar ise toplam 2 bin 328 iptal davası ve itiraz başvurusu yapıldı. Aynı süre zarfında sonuçlandırılan dosya sayısı 2 bin 322'dir. Bu tarih itibarıyla derdest dosya sayısı ise 114'tür' ifadelerini kullandı.

'12 YÜCE DİVAN DOSYASI KARARA BAĞLANDI'

Özkaya, AYM'nin Anayasa ile verilen görev ve yetkileri kapsamında tüm topluma ve hukuk sistemine temas eden mahkeme olma görevini yerine getirerek temel hak ve özgürlüklerin güvencesi olmaya devam ettiğini vurgulayarak, 'Mahkememizin bir diğer görevi de Yüce Divan yargılamalarını yürütmektir. Bilindiği üzere ülkemiz 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından olağan dışı bir süreç yaşamış, yargısal faaliyetler de bu süreçten etkilenmiştir. Bu sürecin mahkememizin görev ve yetkileri kapsamındaki diğer alanlara olduğu gibi Yüce Divan yargılamalarına da yansımaları olmuştur. Bu kapsamda mahkememiz, 2017 yılından bu yana yürüttüğü yargılamalar sonucunda toplam 12 Yüce Divan dosyasını karara bağlarken, söz konusu yargılamalarda 32 kişi hakkında hüküm tesis etmiştir. 2025 yılı sonu itibarıyla ise derdest Yüce Divan dosyası kalmamıştır. Mahkememizin görevlerinden biri de siyasi partilere ilişkin mali denetim yapmaktır. Bu kapsamda 2025 yılında 164 dosya sonuçlandırılmıştır. Anayasa ile mahkememize verilen görevler arasında siyasi partilere ilişkin kapatma davalarını karara bağlamak da bulunmaktadır. 2025 yılı sonu itibarıyla parti kapatma davalarına ilişkin derdest dosya sayısının 5 olduğunu ifade etmek isterim' dedi.

'KURALLAR BAĞLAMINDA SORUN YOK'

Soruları da cevaplayan Özkaya, icra süreci tamamlanmayan 83 karara ilişkin, 'Anayasa'nın 153'üncü maddesi açık. Aynı şekilde AİHM kararları yönünden de Ceza Muhakemesi Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun hükümleri açık. Kanaatimce ortada sistemsel bir sorun yok. Esasen icra süreci henüz tamamlanmayan 83 kararın dışındaki çok sayıda ihlal kararının gereklerinin yerine getirilmiş olması, söz konusu 83 kararın da çok az bir kısmı dışındakilerin sürecinin devam ediyor olması, bir kısmının da teknik sebeplerle henüz yerine getirilememiş olması aslında sistemsel olarak ortada çok da büyük bir problem olmadığını gösteriyor. Bu noktada belki yorum farklılıkları devreye girebiliyor. Bence kurallar bağlamında herhangi bir sorun yok. Bana göre, bireysel başvuruda düzenleme yapılacaksa kanun yolunda incelenmesi gereken hususlar kavramının biraz daha netleştirilmesi amacıyla anayasal anlamda bir düzenleme yapılabilir. Öte yandan şayet burada 'Anayasa Mahkemesi yetkisini aşıyor, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapıyor' yaklaşımından hareket edecek olursak istatistikler bize durumun aslında böyle olmadığını açık bir şekilde gösteriyor. Son 5 yılda yaklaşık 55 bin başvurunun, 2025 yılında ise 9 bin 100 başvurunun kanun yolu şikayeti niteliğinde olduğu gerekçesiyle kabul edilemezliğine hükmedildiği göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa Mahkemesi'nin kanun yolunda incelenecek hususlara ilişkin binlerce başvuruyu kanun yolu şikayeti olduğu gerekçesiyle esastan incelemediği anlaşılıyor. Yani Anayasa Mahkemesi kanun yolu şikayeti niteliğindeki başvuruları ayırıyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Anayasa'yı nihai yorumlama yetkisi yani Anayasa'nın ilgili maddesinin ne anlama geldiğini söyleme yetkisi nihai olarak Anayasa Mahkemesi'ne aittir. Dolayısıyla bireysel başvuruya konu kararda önceki yargı yerlerince yapılmış olan anayasal yorumların Anayasa Mahkemesi'nin yorumu ile çelişmesi halinde Anayasa Mahkemesi'nin yorumu geçerli olacaktır' dedi.

'HDP KAPATMA DAVASINDA SONA GELİNDİ'

Özkaya, Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında açılan kapatma davasına ilişkin soru üzerine, 'Çok kapsamlı bir dava. İddianamede ileri sürülen hususların incelenmesi ve araştırılması çok zaman alacak bir boyuttaydı. Baştan itibaren dosyada 4 raportör görevlendirdik. Bugüne kadar Anayasa Mahkemesi'ne çok sayıda kapatma davası açılmış olmasına rağmen HDP kapatma davasının niteliğinde bir başka dava yok. 520 kişinin eylemi kapatma davasına gerekçe olarak gösteriliyor. Bunların 451'i hakkında yasaklılık kararı isteniyor. 520 kişi hakkında 4 bin eylemden bahsediyoruz. Bu eylemlerin tamamı soruşturma ve kovuşturma konusu olmuş. Bu da yaklaşık 3 bin davaya tekabül ediyor. 840 sayfa iddianame, ekinde 60 klasör ve bu klasörlerin içinde yaklaşık 200 GB dijital materyal bulunan bir davadan söz ediyoruz. Ayrıca parti tüzel kişiliğinden ayrı olarak yasaklılık istenen 520 kişiye bireysel savunma imkanı tanındı. Bunların hepsine tebligat yapıldı. Kimisi yurt içinde kimisi yurt dışında. Bu ceza davaları her ne kadar bağlayıcı olmasa ve delil değerlendirme yetkisi Anayasa Mahkemesi'nde olsa da soruşturma ve kovuşturma aşamaları Anayasa Mahkemesi tarafından takip edildi ve süreç bugünkü aşamaya geldi. Teknik anlamda dosyada sona gelindiğini söyleyebiliriz, yani tamamlanma sürecine yaklaşılmış durumda. Bir başka ifadeyle Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemesine başlanmasına gelme durumunda. Çok uzun zaman almadan değerlendirme yapılabilecektir' diye konuştu.

'2 CAN ATALAY KARARINDA İMZAM VAR'

Özkaya, milletvekilliği düşürülen Can Atalay ile ilgili soru üzerine, 'Anayasa Mahkemesi'nin Can Atalay ile ilgili vermiş olduğu 3 kararı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi üyesi olarak bahse konu kararlarda yargısal görüşümüzü ifade ettik. Can Atalay'ın milletvekili olarak yargılanmasının özel usule tabi olduğunun ve Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa'nın 14 ve 83'üncü maddeleri yorumu çerçevesinde milletvekili sıfatı devam ettiği sürece yargılamanın durması gerektiğinin ifade edildiği 2 kararın altında imzam var. Oradaki yargısal görüşüm bu. 3'üncü karar ise karar verilmesine yer olmadığına şeklindeydi. Ben orada teknik sebeplerle Anayasa'nın 84 ve 85'inci maddelerindeki hükümleri gözeterek Anayasa Mahkemesi'nin işin esasını inceleyemeyeceğini, karar verilmesine yer olmadığına şeklindeki kararın da aslında işin esasına ilişkin bir karar olduğunu değerlendirdiğim için karşı oy kullandım. Ama mahkememiz çoğunluğu önceki verilen 2 ihlal kararını da gözeterek farklı yorumladı. Esasa girerek karar verilmesine yer olmadığı yönünde bir karar tesis etti' dedi.

Özkaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ihlal kararlarının yerine getirilmesini temin etmeye yönelik AYM'nin yetkisi olmadığını da söyledi.

'YAPAY ZEKADAN YARARLANACAĞIZ'

Özkaya, yapay zekaya geçiş sürecine ilişkin soruya da '2026 yılının Eylül ayı itibarıyla yapay zekayı hayata geçirmeyi hedefliyoruz. İlk aşamada bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi noktasında yapay zekadan yararlanmayı planlıyoruz. Burada şu hususa dikkat çekmek isterim. Yapay zekanın çalışmalarına ve bu çalışmalara bağlı olarak ortaya çıkan ürüne hukuki bir değer atfetmeyeceğiz. Yani yapay zeka, raportörlerimize hazırlık çalışması niteliğinde katkılar sağlayacak. Yapay zekanın üreteceği ürün raportörler tarafından mutlaka kontrol edilecek, bu çıktıların doğruluğu test edilecek ve gerekli kontrollerin ardından o çalışmalardan istifade edilecek. İkinci aşama olarak ise dosyaların kategorize edilmesinde, dosyaların değerlendirme safhasının öncesinde yapay zekadan yararlanmayı hedefliyoruz. Bu noktada yapay zeka, Anayasa Mahkemesi'nin benzer konularda daha önce verdiği kararlardan hareketle dosyalara ilişkin önerilerde bulunabilecek. Bu süreç de aynı şekilde kontrolden geçtikten, denendikten ve hata oranı çok düşük olduğu tespit edildikten sonra uygulamaya girecek. Bütün bu uygulamalar dosyaların ilk inceleme aşamasında devrede olacak, dosyanın esasının inceleme aşamasında yani dosyada ihlal var mı yok mu gibi hukuki değerlendirme gerektiren durumlarda yapay zekanın devrede olması gibi bir husus şu an itibarıyla elbette söz konusu olmayacak. Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kapsamındaki kararlarının büyük çoğunluğunu kabul edilemezlik kararları oluşturuyor. Yani kabul edilemezlik kararı ile sonuçlanan binlerce dosya, daha işin esasına girmeden karara bağlanıyor. Çok yüksek orandaki bu dosyalar, belli başlı bazı kriterleri taşımadığı için kabul edilemez bulunuyor. Hukuki değerlendirme gerektirmeyen yani objektif unsurlar içeren kriterlerin değerlendirilmesi noktasında yapay zeka bize katkı sağlayabilir diye düşüyoruz' ifadelerini kullandı. (DHA)